Yazar: FraudTR
Türkiye’de 17 Eylül 2026’da ortaya çıkan ve Ponzi dolandırıcılığına atfen “Fonzi” olarak anılan olay, kayıt dışı fon yapılanmasının yanında hisse senedi işlemlerine ilişkin usulsüzlük iddialarını da gündeme getirdi. Kamuoyuna yansıyan iddialara göre düşük halka açıklık oranına sahip bazı hisseler, belirli kişiler arasındaki işlemlerle olağanüstü fiyatlara taşındı; oluşan yükseliş yeni yatırımcıları ve fon adı altında para yatıran kişileri sisteme çekmekte kullanıldı. Bu yazıda, hisse senedi piyasalarında kullanılan başlıca manipülasyon yöntemleri ve bunlardan farklı bir suç olan bilgi suistimali ele alınmaktadır. Yöntemler, yanıltma ve haksız menfaat sağlama unsurunun daha belirgin olduğu örneklerden başlayarak sıralanmıştır; bu sıra kesin bir yaygınlık veya hukuki ağırlık…
Türkiye’de 17 Eylül 2026’da patlak veren ve Ponzi sistemine atfen “Fonzi” olarak adlandırılan olay, yatırım fonlarının yanı sıra borsadaki işlem temelli dolandırıcılık yöntemlerini de gündeme getirdi. Süreci, iki hisse manipülasyonu yöntemiyle oluşturulan yapay başarı görüntüsünün, yeni yatırımcıların parasıyla sürdürülen bir Ponzi yapısına dönüşmesi üzerinden ele almak mümkündür. Bu ilişkiyi açıklamak için kendi kendine işlemler (wash trading), eşleştirilmiş emirler (matched orders) ve Ponzi sistemi (Ponzi scheme) kavramlarını tanımlamak gerekir. Yapay İşlemler Nasıl Oluşur? Kendi kendine işlemler (wash trading), aynı kişi veya grubun kontrolündeki hesaplar arasında, hisselerin nihai ekonomik sahipliği değişmeden gerçekleştirilen alım satımlardır. Manipülasyon amacıyla yapılan bu işlemler, işlem hacmini yapay…
Çalışan suistimali (occupational fraud), bir kişinin çalıştığı kurumdaki görevini, yetkisini veya erişebildiği kaynak ve bilgileri kişisel çıkar sağlamak amacıyla kötüye kullanmasıdır. Kavram yalnızca çalışanları değil; yöneticileri, şirket ortaklarını ve üst düzey yöneticileri de kapsar. Association of Certified Fraud Examiners (ACFE), Türkçeye “Sertifikalı Suistimal İnceleme Uzmanları Birliği” olarak çevrilebilecek, dolandırıcılık ve kurum içi suistimal alanında araştırma, eğitim ve mesleki sertifikasyon çalışmaları yürüten uluslararası bir meslek kuruluşudur. ACFE’nin Occupational Fraud 2026: A Report to the Nations başlıklı küresel araştırması, 143 ülke ve bölgeden sertifikalı uzmanlar tarafından soruşturulmuş 2.402 çalışan suistimali vakasına dayanıyor. Bu nedenle rapor, bütün işletmeleri temsil eden bir nüfus araştırması…
“Çalışan suistimali” (occupational fraud), Türk Ceza Kanunu’nda tek başına tanımlanmış bağımsız bir suç değildir. Kavram; bir çalışanın, yöneticinin, şirket ortağının veya kurum içinde belirli bir yetkiye sahip kişinin görevini, yetkisini, erişim imkânlarını ya da kendisine duyulan güveni kişisel veya üçüncü kişiler lehine kötüye kullanarak gerçekleştirdiği farklı hukuka aykırı fiilleri kapsayan üst bir sınıflandırmadır. Bu nedenle kurum içinde tespit edilen her suistimal aynı hukuki sonucu doğurmaz. Fiilin hangi suçu oluşturduğu; para veya malın failin eline nasıl geçtiğine, hile kullanılıp kullanılmadığına, belgelere müdahale edilip edilmediğine, bilişim sistemlerinden yararlanılıp yararlanılmadığına ve failin özel sektör çalışanı, banka mensubu veya kamu görevlisi olup olmadığına göre…
Bugün, 11 Eylül 2026, Avrupa Birliği’nin Cyber Resilience Act (CRA) düzenlemesi açısından önemli bir eşik. Çünkü düzenlemenin tamamı 11 Aralık 2027’de uygulanmaya başlayacak olsa da, üreticilerin aktif olarak istismar edilen güvenlik açıklarını ve ciddi güvenlik olaylarını bildirmesine ilişkin Article 14 hükümleri bugün itibarıyla uygulanmaya başlıyor. CRA böylece kademeli geçiş döneminden fiilî yükümlülük dönemine geçmiş oluyor. CRA, internete bağlanan veya dijital bileşen içeren ürünlerin daha güvenli tasarlanmasını ve güvenliklerinin ürünün yaşam döngüsü boyunca korunmasını amaçlıyor. Düzenleme, yalnızca bir güvenlik açığı ortaya çıktığında müdahale edilmesini değil; ürünlerin baştan itibaren güvenli geliştirilmesini, açıkların izlenmesini, güvenlik güncellemelerinin sağlanmasını ve yetkisiz erişime karşı korunmasını zorunlu…
Adalet Bakanı Akın Gürlek, 4 Eylül 2026’da vatandaşlara ait kişisel verileri sorgulamaya yarayan yasa dışı “panel” sistemlerini kullandığı ileri sürülen 31 avukat hakkında gözaltı kararı verildiğini ve 39 hukuk bürosunda arama başlatıldığını açıkladı. Açıklamaya göre bazı hukuk büroları, herhangi bir hukuki ilişkisi bulunmayan kişilere panelden elde edilen bilgilerle ulaşarak “Borcunuz yasal takibe düştü”, “Uzlaşma sürecini kaçırdınız” veya “Hakkınızda haciz işlemi başlatıldı” gibi gerçeğe aykırı mesajlar gönderdi. Bu tür mesajlar, kişisel verilerin suç amacıyla kullanılmasının örneklerinden yalnızca bazılarıdır. Bu olay, panel adı verilen sistemlerin ne olduğunu ve kişisel verilerin dolandırıcılıkta neden bu kadar önemli hâle geldiğini yeniden gündeme taşıdı. “Panel” tek…
Bir işletmenin karşılaştığı dolandırıcılık riski her zaman dışarıdan gelmez. Kurumun işleyişini, yetki dağılımını ve hangi işlemlerin dikkat çekmeyeceğini en iyi bilenler arasında kurumun kendi çalışanları ve yöneticileri de vardır. Bu bilgi, yeterli denetim bulunmadığında kişisel çıkar sağlamak amacıyla kullanılabilir. Sahte faturalar, hayalî tedarikçiler, şirket varlıklarının kişisel amaçlarla kullanılması, gizlenen çıkar çatışmaları, rüşvet, bordro manipülasyonu ve finansal sonuçların olduğundan farklı gösterilmesi bu riskin farklı biçimleridir. Türkçede yaygın olarak “çalışan suistimali” denilse de İngilizcedeki occupational fraud kavramı daha geniştir: Fail yalnızca bir çalışan değil; yönetici, şirket ortağı veya üst düzey yönetici de olabilir. Association of Certified Fraud Examiners (ACFE), bu alanı üç…
Dolandırıcılık her zaman korku, tehdit veya zaman baskısıyla başlamaz. Bazen ilgiyle, anlayışla ve düzenli bir iletişimle başlar. Dolandırıcı kendisini romantik bir eş adayı, yakın bir dost, evlat, torun veya başka bir aile üyesi olarak tanıtabilir. Rol değişse de amaç aynıdır: Mağdurun duygularına seslenmek, güvenini kazanmak ve bu güveni maddi çıkar için kullanmak. FBI, aile, arkadaşlık veya romantik ilişki görünümü altında güven kazanılarak gerçekleştirilen olayları “güven ve romantik ilişki dolandırıcılığı” (confidence/romance fraud) başlığı altında topluyor. “Romantik ilişki dolandırıcılığı” (romance scam) ise bu geniş alanın aşk, duygusal yakınlık veya birlikte bir gelecek kurma vaadi üzerine kurulan özel bir biçimidir. Bu dolandırıcılık türü,…
Avrupa ve ABD’de yayımlanan resmî raporlar, farklı yöntemlerle hazırlanmış olsalar da dolandırıcılığın değişen yönü konusunda benzer bir tablo ortaya koyuyor. Avrupa verileri, dolandırıcılığa konu para transferlerinde ödeme yapan kişinin yönlendirilmesinin belirleyici hale geldiğini sayısal olarak gösteriyor. ABD raporları ise kimliğe bürünme, sahte yatırım, teknik destek ve güven ilişkisine dayanan dolandırıcılıkların ulaştığı boyutu gözler önüne seriyor. Raporlar birlikte okunduğunda, teknolojinin yalnızca dolandırıcılığı önlemek için değil, insanı daha etkili biçimde yönlendirmek ve manipüle etmek için de giderek daha güçlü şekilde kullanıldığı görülüyor. Aynı sorun, farklı ölçüm yöntemleri Avrupa ile ABD verilerini değerlendirirken yöntem farkını göz önünde bulundurmak gerekiyor. Avrupa Bankacılık Otoritesi ve…
ABD’de dolandırıcılıkla ilgili veriler tek bir kurum tarafından toplanmıyor. Tüketici mağduriyetleri, internet suçları, ödeme sistemleri, kara para aklama ve finansal kuruluşların karşılaştığı riskler farklı kurumların görev alanına giriyor. Bu nedenle ABD’deki dolandırıcılığın boyutunu anlamak için tek bir rapora bakmak yeterli değil. Federal Trade Commission tüketici bildirimlerini, FBI internet üzerinden işlenen suçları, Federal Reserve ödeme sistemlerini, FinCEN şüpheli finansal hareketleri, Government Accountability Office ise sistemin işleyişini ve düzenleyici boşlukları inceliyor. Her kurum aynı soruna farklı bir açıdan yaklaşıyor. Federal Trade Commission: Tüketici mağduriyetleri Federal Trade Commission’ın temel perspektifi tüketicinin korunmasıdır. Kurumun Consumer Sentinel Network veri tabanı; dolandırıcılık, kimlik hırsızlığı ve tüketici…